Korkunun Efendisi de tıpkı halkı gibi korkuyordu, en büyük korkularından birisi de cenazelerdi. Öldürdüğü insanların hayaletlerini görür gibi oluyordu cenaze törenlerinde. Genç yazarın cenazesi de kurallar gereği tam bir sessizlik içinde yapılacaktı. Korkunun Efendisi böyle buyurmuştu. Kalabalık olması istenmeyen bu törenlerin hızlıca sona erdirilmesi ve törende fısıltıyla dahi konuşan kimselerin tespit edilerek ihanetten yargılanır oluşu cenazelere olan katılımı da hayli azaltmıştı.
Fısıltıcılar | Kısa Öykü
Akışların tamamında sadece ve sadece iki isimden bahsedilir olmuştu; Fama ve Kader. Ölüm orucu insanlık tarihindeki en büyük olaylardan bile daha fazla ses getirmişti bu kez. Artık tüm dünya onları ve ölüm orucunu konuşur olmuştu... Kader, böyle vasiyet etmişti. Âşıklar sonsuz gökyüzü altında, masmavi sulara karışırken yeniden bir araya gelmişlerdi. Küllerin serin sularda dağılmasının ardından zaman durdu...
Vasiyet | Kısa Öykü
Tırnaklarımı mor renkle ojeleyip, dudaklarımı orospu kırmızısıyla boyayacağım. Boynumu ve sırtımı açıkta bırakan siyah elbisemi giyinip, topuklu ayakkabılarımla yürüyeceğim namusunuzun üzerinde. Ayıp bildiklerinizi fısıldayacağım durmadan. Beni rahat bırakın, cesedime dokunmayın. Rüya kapılarınızı sıkıca kilitleseniz de bırakmayacağım peşinizi.
Paralel Evrenlere Açılan Kapı: Uzaydaki Çatlak
Eserlerini kişiliğinden yansıyan sayısız imgeyle süsleyen yazarın ismi, birçok bilimkurgu filmine de doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulundu. Onun tüm dünyada bu denli ün kazanmasının sebeplerinden biri de buydu. Ona ait yazımsal üslup, okuduğunuz her satırda kendisini açık eder. Yarattığı bu benzersiz topraklar, hem çağdaşlarına hem de ardıllarına ilham verdi.
Hayal, Sanrı ve Kaos: Gezegen
Akademisyen Sait Çüm’ün ilk romanı olma özelliğini taşıyan Gezegen, geçtiğimiz yıl Edebiyatist Yayınevi etiketiyle piyasaya sürüldü. Kitabın yayın yönetmenliğini Fatih Ayan, editörlüğünü ise Yazar Evi oluşumu üstlenmiş.
Klasik Bilimkurgu Öyküleri
Çınar Yayınları etiketini taşıyan Klasik Bilimkurgu Öyküleri, 19. yy’dan günümüze kadar uzanan ve dönemin en iyi kalemlerinden süzülen öykülerin bir derlemesi. “Geceyi Yaşa” sloganını taşıyan seçkinin derlemesini ise Yankı Enki üstlenmiş.
Alan Turing: Enigma’nın Şifresini Çözmek
Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1912’de Londra’da dünyaya geldiğinde kimsenin tahmin edemeyeceği ölçüde büyük olaylar zincirini de başlatmış oldu. Gerek çalışma prensipleriyle gerekse de özel hayatıyla dikkatleri üzerine çeken Alan Turing, henüz altı yaşındayken bir dâhinin bakışlarına sahipti.
İzlenmesi Gereken Yapay Zekâ Temalı Bilimkurgu Filmleri
Geçmişten günümüze, sinema dünyası yapay zekâ kavramını çeşitli olasılıklar dâhilinde ele alıyor. Kimi zaman alt edilmesi güç bir düşmanken, kimi zaman iyi bir dost olan yapay zekâ destekli bu karakterler, bilimkurgu heveslileri için de ayrıcalıklı hoş saatler sunuyor. Bilimkurgu edebiyatının sinema dünyası üzerindeki etkisinden sıyrıldığımızda onun bilimi de yönlendiren büyük bir güç olduğunu kavrıyoruz
Agorafobik Kıyamet: The Last Days
The Last Days, bilinen kıyamet sonrası filmlerde gördüğümüz güçlü aksiyon sahnelerine sahip değil. Filmi daha ziyade, yok oluşu birkaç kişi üzerinden ele alan ve daha çok dramatik yapılarla bezenmiş bir bilimkurgu olarak görebiliriz. Zaten kapalı alanlara sıkışıp kalmalarıyla birlikte, Quim Gutiérrez ve Jose Coronado ikilisinin samimi oyunculukları filmi sonuna kadar izlettiriyor.
Leila: Hüznün Distopyası
Prayaag Akbar‘ın aynı adlı romanından uyarlanan dizinin yönetmenliğini ise Shanker Raman, Deepa Mehta, Pawan Kumar üstleniyor. Leila’nın karanlık atmosferinde öne çıkan oyuncularından ilki Shalini Pathak karakterine can veren Huma Qureshi. Özellikle duygusallığın ön planda olduğu sahnelerde tüm yeteneğini gözler önüne seren oyuncunun güçlü performansı dikkat çekici.
Uzayda Yakınlaşma: A.I. Rising
A.I. Rising, her ne kadar sosyalizm gibi konulara giriş yapıp derinleştiremese de yapay zekâ temasından hoşlanan bilimkurguseverlerin atlamaması gereken bir yapım. Karanlık ve tekinsiz dekoruyla iyi bir siberpunk potansiyeli taşıyan film, sonraki projeler için de ilham kaynağı olacaktır.
The Silence: Keşkelerle Dolu Bir Sessizlik
kıyamet sonrasına odaklanmış bir atmosferde hayatta kalmaya çabalayan bir avuç sıradan insanın olağanüstü kurtuluş hikâyesine. Film, yıllar önce geçirdiği trafik kazasının ardından duyma yetisini kaybetmiş bir kızın ailesine odaklanıyor.
Osmosis: Aşkın Algoritması
Audrey Fouché’un yazdığı ve Pierre Aknine’nin yönettiği Netflix’in yeni orijinal dizisi 29 Mart itibariyle gösterime girdi. Osmosis özellikle Black Mirror serisini sevenlerin takip etmesi gereken bir yapım.
Extinction: Harmony Çıkmazı
Extinction, kurguladığı atmosferde “I Am Legend” benzeri yapımların devam filmi gibi görünüyor. Bu da bir yandan yapıtın benzersizliğine kuşku düşürürken bir yandan da kalitesinin hafife alınmayacak kadar iyi olduğunu gösteriyor.
Yeniden Doğuş Distopyası: Yüksek Doz Çürüyüş
Yüksek Doz Gelecek’in raflarda yerini almasının hemen ardından kollar yeniden sıvandı ve serinin devamı için distopya konulu kısa romanların yazılacağı duyurusu yapıldı. Ve Çürüyüş; yaşamın ilk şartı, kâinatın ilk tözü, son teselli.
Düşsel Bir Oluş: Orbita 9
İspanyol Orbita 9 filminin oyuncu kadrosunda Clara Lago, Alex Gonzalez, Andres Parra ve Belen Rueda gibi isimler var. Küçük bütçeli bir romantik bilimkurgu havasında ilerleyen film
Netflix’ten Şiirsel Bir Göç Bilimkurgusu: IO
Netflix‘in son yıllarda yakaladığı ivme her yaştan izleyiciyi memnun ederken, özellikle bilimkurgu ve fantastik eserlere yaptıkları yatırım da dikkate değer. Bu eserlerden biri de geçtiğimiz günlerde bizlerle buluşan IO.
Tevfik Uyar’ın 2. Öykü Derlemesi: Firardan Sonra
İz Odası, Galaktik Tiyatro, Astrolojinin Bilimle İmtihanı ve Tek Kişilik Firar adlı kitaplarının yanı sıra ödüllü öyküleri, çevirileri ve popüler bilim çalışmalarıyla bildiğimiz Tevfik Uyar, ülkemizin üretken ve çalışkan yazarlarından biri.
Bilinç Aktarımında Etik Sorunu: Self/less
İş hayatının zirvesinde olan Damian, çaresiz bir hastalığın pençesindedir. Sahip olduğu servete rağmen hastalığı yenemeyen Damian, altı aylık ömrü kaldığını ve acılı bir sona doğru ilerlediğini öğrenir.
Çağrı Aktaş’tan Bir Distopya: Toprak Palas
Çağrı Aktaş’ın 392 sayfalık kitabı, Maarif Mektepleri isimli yayınevinin imzasını taşıyan distopya türünde bir roman. Kitaptaki olayları Vera’nın yalın ve sürükleyici anlatımıyla takip ediyoruz. Eser, gerek redaksiyonu gerekse anlatı yapısı bakımından dikkat çekici.



