Zühtü Bayar’dan Bilimkurgu ve Gerçeklik

1943 doğumlu şair,  gazeteci ve yazar Zühtü Bayar, ömrünü edebiyata, inceleme çalışmalarına ve bilimkurguya harcamış yakın tarihimizin en önemli isimleri arasında. Yazıları ve öyküleri ülkemizin en köklü edebiyat dergilerinde (Varlık, Yelken, Soyut, Papirüs vb) yer bulurken bilimkurgu ile olan bağı hiç azalmamış ve türe gönül vermiş isimlere öncülük etmiştir. 90’lı yılları “At izi it izine karıştı,” şeklinde nitelerken türe olan hayranlığını evinde kuru yakıtlı roket denemeleri yapmaya kadar ilerletmiştir. Öne çıkan eserleri ise şunlardır: Geyşa Android Şirketi (Öykü, 1999)Sahte Uygarlık (Roman, 1999)Bilimkurgu ve Gerçeklik (İnceleme, 2001).

Bilimkurgu ve Gerçeklik isimli çalışmasını türe dair ayrıntılı bir inceleme olarak kabul edebiliriz. Yazar, 2001 yılında Broy Yayınevi’nden çıkardığı bu kitabı şair oğlu Atılgan Bayar’a armağan etmiş. Yazıldığı dönemde bilimkurgu türüne ait kafalarda soru işaretleri vardı. O dönem bilimkurgu kavramının edebiyat dünyasındaki yerini ve sıkça karıştırılan diğer türlerden farkını ve hatta türün geçmişine dair söylenceleri bulmak zordu. Böyle bir ihtiyacı gören Zühtü Bayar, birikimlerini derleyerek titiz bir çalışma ile aklındakileri ve dikkat edilmesi gereken konuları bu kitapta okura sunuyor. Yazar kitap aracılığıyla pozitif bilimlerle bilimkurgu ilişkisine değinirken beyinlerin de hurafelerden arınmış olması gerektiğini vurguluyor. Safsatalara dair tepkisini ise Thomas Jefferson’dan şu alıntıyı yaparak gösteriyor:

“…Bütün gerçek bilgiler, bir defa elde edildikten sonra bir daha kaybedilmezler. İnsan aklının ve basının özgürlüğünü korumak için her can kendini adamaya hazır olmalıdır.”

Kitap, bilimkurgunun tanımı ve geçmişine dair yolculukla karşılıyor bizi. Bu anlamda yazar inebildiği kadar derine inmeye çaba gösteriyor ve bilimkurgu sanatına ilgi duyan kimseler için paha biçilmez bir kaynak yaratmayı başarıyor. Türün anlamına ve geçmişine ışık tuttuktan sonra sırada ülkemizde ve dünyamızda hangi koşullarda kategorilere ayrıldığına bakmak kalıyor. Adı geçen kavramların ayrıntılı birer terminolojisi ile sıkılmadan ilerlerken onun öncülüğünde sayfa kenarlarına notlar almak bir görev haline dönüşüyor. Şüphesiz bu tutum, eseri bilimkurgu edebiyatını yakından takip ederken türe dair ilgisi artan okurlara ve sanatın başka kollarında çalışan kimselerin araştırma yapması için başvuracağı ender kitaplardan biri haline getiriyor. Kitap bizi “Bilimkurgu Edebiyatı Şematiği” adı verilen bir şema ile karşılıyor. Burada bilimkurguyu besleyen kaynaklardan başlayan yolculuk, bilimkurgu türünün diğer türlerle olan ilişkisini de gözler önüne sermesi sebebiyle önemli bir yol haritası sunuyor.

Dört bölümden oluşan kitabın 1. kısmı genel tanımlara ve terimlerin analizlerine ayrılıyor. Jules Verne’den, Orhan Duru’ya, Müfit Özdeş’e kadar onlarca ismin türe dair katkılarına işaret eden tam zamanlı bir arkeolog gibi çalışıyor. Kısa tanıtımın ardından “Ütopya ve Distopya” kavramlarına yakından bakan yazar, bu kavramların bilimkurgu türüne olan katkısına dikkat kesiliyor. Ütopya ve Distopya kavramlarına dahil edilebilecek bilimkurgu eserlerini kısaca aktardıktan sonra, Bülent Somay’ın Metis Çeviri Bilimkurgu Özel Sayısı için hazırladığı bilimkurgu kronolojisini elden geçirip güncelliyor. MÖ 340 Platon’un Devlet isimli eserinden bu güne kadar pek çok eser ve kişi adının yer aldığı kronoloji, bilimkurgu sanatının nerelerden beslendiği konusundaki soruları yanıtlama işlevi görüyor. Kronolojide Türk ve Osmanlı edebiyatından isimler de var. Bu ilgi çekici çalışmadan sonra bilimkurgu edebiyatının konusuna dair yaptığı “Sınıflandırma Denemesine” geçiyoruz. Burada alt başlıklar altında yapılan detaylı açıklamalarla “Bilimkurgu Nedir, Ne değildir?” sorusuna çözüm getiriyor. Bilimkurgu sınıflamasına dahil olan kavramları işlerken yazar ve eser adları ile konuyu daha da zenginleştirdiği görülüyor.

Kavram, tanım ve kronoloji ile ilgili yaşanan karışıklığa son veren Zühtü Bayar Amerikan, İngiliz ve Sosyalist Bilimkurgu sanatını/edebiyatını derli toplu bir çalışma ile tamamlıyor. Bu başlıkta adı geçen yazarların hayatlarını adeta biyografi niteliğinde ele alırken ortaya çıkan eserlere de yakından bakmamızı istiyor. Bayar, dünya genelinde nam salmış bilimkurgu yazarlarının öne çıkan eserlerinin televizyon, sinema ve popüler dergi dünyasına olan katkılarını da gözler önüne seriyor. Dönemi anlatan fotoğraflarla desteklenen bu çalışmada Selma Mine, Tarık Erguvan, Fatoş İlhan, Kamil Şükrü gibi isimlere de rastlıyoruz.

2. kısım için “Denemeler” adını veren yazar, Amerikan ve İngiliz edebiyatının tanınırlığı karşısında bizleri Sovyet edebiyatı ile tanıştırmak için çaba göstermiş. “Sosyalist Bilimkurgu” başlığına geldiğimizde dikkat çeken isimlerle karşılaşıyoruz. Yazarın politik dünya görüşünden izlerin de görüldüğü bu kısımda Evliya Çelebi, Aşık Veysel, Atilla İlhan, Hasan Hüseyin, Nazım Hikmet gibi isimlerin bilimkurgu ile olan bağlarına tanıklık ediyoruz. Sovyet Bilimkurgu Edebiyatının diğer ülkelere karşı koyacak kadar güçlü olduğunu anlatan yazar, ülkemizde yayın hayatına geçmeyi başarmış bilimkurgu dergilerine olan etkisinin üzerinde duruyor. Türk Bilimkurgu Edebiyatı alt başlığı ile sürdürdüğü yazısına ülkemizin ilk dönem bilimkurgu eserlerini incelemesiyle devam ederken bilimkurgu kavramının sanıldığından çok daha kapsayıcı olduğunu anlatmak istiyor. Bu kavramın hayatın ve sanatın her anıyla olan ilişkisini ise “Yaşamak Gerekli mi?“, “Teknolojiyle Yaşamak“, “Cosmic-rock ve Bilimkurgu” gibi başlıklar altında ortaya koymuş.

3. Kısımda Ayşe Atlanç, A. Çınar ve Mustafa Yelkenli’nin kaleminden çıkan söyleşilerle karşılaşıyoruz. Zühtü Bayar’ın o güne dek yaptığı çalışmalarından, Türkiye’nin ilk bilimkurgu dergisi olan Antares’in yaratım sürecine kadar akıllardaki soru işaretlerinin bir bir yanıtlandığı bu bölüm yazarın samimiyetle süren bir söyleşi köşesi olmuş. 4.kısımda ise dönemin koşullarında ulaşılması güç “Bibliyografik Notlar”a merhaba diyoruz. Burada eserlerin telif sahipleri de açıklığa kavuşturulurken kitapta adı geçen yazarların biyografilerine ulaşılabilecek kanallar da ekleniyor. En sonunda ise bir bilimkurgu terimleri sözlüğü sunuluyor. Yine o dönemin şartları düşünüldüğünde yapılan bu çalışmaların türe gönül verenler için ne büyük bir iyilik olduğunu anlamak gerek. Zühtü Bayar bu inceleme ya da başka bir deyişle başvuru kitabı ile Türkiye’de bilimkurgu edebiyatını ve onun sanata olan etkisini merak edenler için titiz bir çalışma ortaya koyuyor. Kısacası Bayar, “Yakın tarihimizde bilimkurgu adına neler yaşanmış? Neler yaratılmış?” diye düşünenler içins harika bir yol haritası çiziyor.

Bilimkurgu Kulübü‘nde yayımlandı.

Görseller: Bilimkurgu Kulübü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: