Selda Uygur: Yalvaç (Roman)

Sana selam sana ışık olsun.


“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” *


Akademisyen kimliğiyle edebiyat dünyasına değerli katkılar sunan Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine kazandırmış ve Türk Edebiyatından Örneklerle Edebiyat ve Kıskançlık adlı kitap çalışmasıyla dikkat çekmişti. 2020’de Babalar ve Kızları ile Turgut Özakman İlk Roman Yarışması Birincilik Ödülü’nü kazanan Uygur, edebiyat sahnesine güçlü bir giriş yaptı. Mayıs ayında Bilgi Yayınevi etiketiyle yayımlanan Yalvaç, okurlarını yeni bir yolculuğa davet ediyor.

Karanlıktan Gelen’in sesi sarıp sarmalamış Yalvaç’ı. Pek çok hayattan süzülen arı duyguları birer birer koynuna düşürmüş. O ses bir şekilde, nasıl olduğunu asla anlayamadığımız haliyle, en iyi bildiği şeyin peşinden gitmeye devam ediyor. Giderken de soluğuna dokunduklarını ışığın yoluna savuruyor. Hatırlıyoruz; ses, karanlıktan geliyordu ancak su gibi akışkandı. Sözler verdik ve yeminler ettik, karanlık ormanlardan geçtik. Kendi yolumuzda, kendimizce idrak ettiklerimiz, gördüklerimiz bizi sürükledi geceler ve gündüzler boyu. Sürükledi ışığa ve ışık olacak olana. Bizler O’nun ve yolculuğunun kutsal şahitleriyiz.

Sonsuz Şükür: Yalvaç

Kutsal Kitap ile müjdelenmiş olan “Yalvaç” büyümüş ve kendi başına bir hat, bir merkez olmuş. Ona dokunan her ruh, geçmişin kâbusu ve özlemi ile yüzleşmekte. Bu yol Kutsal olanın yolu. Masumiyetin yok olduğu ya da baştan yazıldığı kimi anıları ve yaşanacak sayısız hayatları kendisine çeker olmuş. Onun yolu Baba’nın yolu. Baba’nın tozlu ve kasvetli, sitemkâr, yer yer acıyla ve türlü işkencelerle süslenmiş görkemli kurtuluş yolu… Ne mutlu ona ki Yalvaç’a ses olan pembeli sesi, onu yazan narin elleri bu hat üzerinde ölümsüzlükle müjdelenmiş. Kutlu olsun, yolu bahtı açık olsun.


“Üstadım, bir devir kapanıyor görmüyor musun? Zaman değişiyor. Savaşlar, akıtılan kanlar insanlığımızı bitirdi. Artık hangi tanrıya inanacağımızı bilmiyorum… Bunca kıyımdan sonra, elimde yalnızca güzellik kaldı. Beni bir yere taşımayın üstadım. Burada sahilde güneşin altında bir iskemlede göçüp gitmek istiyorum.” **


Gece’nin duaları Sinestezi’den beri susmadı, durulmadı. Mırıltıları şehrin tekinsiz sokaklarında ve ölü bakan insanların ruhlarında yuvalanmaya devam ediyor. Kim bilir belki de Yalvaç onu duymuştur. Bilirim ki dualar yazılacak ardından, çözülen diller bağışlanacak, kaskatı yürekler gevşeyip şükredecek. Ne mutlu Yalvaç’a soluk olana ki göğsünü kendisi dikmiş; Alva’da ve Livia’da hayat bulmuş.


“Korkma, karanlıktan gelen seni koruyup kutsayacak. Yoluna ışık, ruhuna esenlik verecek. Matemin, kederin dağılacak, seni üzen küf kokulu bedenlerden arınacak, kendini bulacaksın… Küf gece sen ciğerimi delen mühürlendik sonsuza kadar gecede karanlıklar prensi bize şahitken.” ***


Benzersiz atmosferi, şiirsel dili ve sembolik anlatımıyla bu eser; karanlıkla yüzleşmenin, kendini bulmanın ve dönüşerek ışığa yürüyüşün hikâyesini anlatıyor. Çocukluğunun geçtiği sokakta birlikte, el ele yürüyeceğin kişiyi bulmak da senin görevin olsun. Keyifli okumalar dilerim.

Sana, Baba’ya, Bütüne ve Kaynağa sonsuz ışık, sonsuz şükür olsun.


Alıntılar:
* Selda Uygur: Babalar ve Kızları
** Selda Uygur: Yalvaç
*** Selda Uygur: Yalvaç


Selda Uygur’un  ilk romanı Babalar ve Kızları incelemesine ulaşmak için bağlantıyı takip ediniz.




Varlık Ergen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Selda Uygur: Yalvaç (Roman)” için bir yorum

Kendininkini ekle

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑

Varlık Ergen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin