Vasiyet | Kısa Öykü

Tırnaklarımı mor renkle ojeleyip, dudaklarımı orospu kırmızısıyla boyayacağım. Boynumu ve sırtımı açıkta bırakan siyah elbisemi giyinip, topuklu ayakkabılarımla yürüyeceğim namusunuzun üzerinde. Ayıp bildiklerinizi fısıldayacağım durmadan. Beni rahat bırakın, cesedime dokunmayın. Rüya kapılarınızı sıkıca kilitleseniz de bırakmayacağım peşinizi.

Robokolik Yoldaşlık Çetesi | Kısa Öykü

İlk sevkiyatın Feslikan’a ulaşmasıyla kendileri gibi robot olan katırların sırtlarında yüklü olan malları gören Robokolik hınzırca gülümsedi. “Derhal işlemlere başlayın, bir tane ürün bile boşa gitmesin. Kumlucalı Ceyhun’a haber iletin, canı ne zaman isterse gelsin bizdeki emanetlerini alsın.” dedi.

Son Veba | Kısa Öykü

Kozmonotlar uzay aracına çıkan dar koridorlarda aileleriyle birlikte ilerliyorlardı. Bütün Dünya halkları, canlı yayın araçlarından akan görüntülerle onları izliyorlardı.

Yalnız Bir Ölüm | Kısa Öykü

Her şey bir anda başladı. Bu gece birkaç bira içip bilgisayar başında zaman öldürmek gibi süregelen bir plana sahiptim. Yalnızlıktan kıvrım kıvrım kıvrananlarınızın çok iyi bileceği gibi, dairemin kapısından girdiğim anda dünden, belki de önceki dünden, kalan bulaşıkların kokusu haricinde bir şey tarafından karşılanmadım.

Esir | Kısa Öykü

Tesise gelişimizin ikinci ayında gerçek birer işkolik olmuştuk. İhtiyacımız olan ne varsa en kısa zamanda temin ediliyordu. Beşinci yılın sonunda kendi laboratuarımızdaki çalışmalarımızı neredeyse bir insan yaratabilecek kadar ilerletmiştik.

Nadéa | Kısa Öykü

Nadéa’nın sesinde bulduğu huzuru bir daha hissedemeyecek olmasına içerlenen komutan derin bir kasvetle titredi ve ”Anladığıma emin değilim, beni de götür lütfen, yanına al…” demek istedi ama sözler boğazında düğümlendi.

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑