Yasal kötülük, kara bir bulut gibi geziniyordu tepelerinde.
İs ve Kan | Kısa Öykü
Yasal kötülük, kara bir bulut gibi geziniyordu tepelerinde.
Gelidonya Feneri’ndeki Alaycı Kuş | Kısa Öykü
Uzak gitsin dedim sevdasız sevdalar, Uzak gitsin kudreti yalnızlığından gelenler!
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / Stefan Zweig
Ben artık Tanrı'ya inanmıyorum... Ben yalnızca sana inanıyorum... Seni seviyorum... Elveda.
Seçilmiş | Kısa Öykü
Sakinleştim. Bedenim uykuya daldı, gözlerim kapalı. Ben bekliyordum. Üzerime bir çarşaf örttüler. Diplerde, derinlerde bir yerlere kapatıldım. Karanlıkta, odaya benzer bir yerde, garip bir boşluk içinde tutsaktım artık...
Ucubeler, Martin Eden | Kısa Öykü
Bir kayaya tünemişti, yine bira içiyordu, ayaklarının ucuna kadar gelen köpüklü dalganın sesini işitti. "Karşı kıyıdaki ışıklar olmasa keşke," diye iç geçirdi.
Ucubelerim | Kısa Öykü
Ah benim çirkin ve sevimli ucubelerim, çok küçüktüm o zamanlar, büyümez sanmıştı belki de. Hiç durmadan koşturan ucubelerime bakıp sildim gözyaşlarımı. Bunca dağınıklığın arasında nasıl da eğleniyorlardı böyle!
İş İşten Geçmedi! | Kısa Öykü
Uç arkadaşım, yalnızlığına! Sersemlemiş görüyorum seni büyük adamların gürültüsünden ve sokulmuş, küçük adamların iğnelerinden. Yalnızlığın bittiği yerde başlar pazar yeri ve pazar yerinin başladığı yerde de büyük oyuncuların gürültüsü ve vızıldaması zehirli sineklerin. Ruha sahiptir oyuncu ancak ruhun vicdanına çok az. O, her zaman en çok başkalarına inandırdığı şeye inanır, en çok da kendisine…
Sanrı | Kısa Öykü
Korkunun Efendisi de tıpkı halkı gibi korkuyordu, en büyük korkularından birisi de cenazelerdi. Öldürdüğü insanların hayaletlerini görür gibi oluyordu cenaze törenlerinde. Genç yazarın cenazesi de kurallar gereği tam bir sessizlik içinde yapılacaktı. Korkunun Efendisi böyle buyurmuştu. Kalabalık olması istenmeyen bu törenlerin hızlıca sona erdirilmesi ve törende fısıltıyla dahi konuşan kimselerin tespit edilerek ihanetten yargılanır oluşu cenazelere olan katılımı da hayli azaltmıştı.
Fısıltıcılar | Kısa Öykü
Akışların tamamında sadece ve sadece iki isimden bahsedilir olmuştu; Fama ve Kader. Ölüm orucu insanlık tarihindeki en büyük olaylardan bile daha fazla ses getirmişti bu kez. Artık tüm dünya onları ve ölüm orucunu konuşur olmuştu... Kader, böyle vasiyet etmişti. Âşıklar sonsuz gökyüzü altında, masmavi sulara karışırken yeniden bir araya gelmişlerdi. Küllerin serin sularda dağılmasının ardından zaman durdu...



