Seçilmiş | Kısa Öykü

Sakinleştim. Bedenim uykuya daldı, gözlerim kapalı. Ben bekliyordum. Üzerime bir çarşaf örttüler. Diplerde, derinlerde bir yerlere kapatıldım. Karanlıkta, odaya benzer bir yerde, garip bir boşluk içinde tutsaktım artık...

Ucubelerim | Kısa Öykü

Ah benim çirkin ve sevimli ucubelerim, çok küçüktüm o zamanlar, büyümez sanmıştı belki de. Hiç durmadan koşturan ucubelerime bakıp sildim gözyaşlarımı. Bunca dağınıklığın arasında nasıl da eğleniyorlardı böyle!

İnsanlık Tarihine Tanrısal Bir Yolculuk: Model Evren

Model Evren, yazarın akıcı ve sade anlatımıyla bir çırpıda okuyabileceğiniz türden bir kitap. Zamanda yolculuk, alternatif evrenler, tanrı ve dinin gelecekteki rolü ve teknolojinin sınırları aşan hakimiyeti gibi konularıyla kitapseverlere etkisinden çıkamayacağı bir hikaye anlatan yazar, içindeki hayalperest çocuğun habercisi olarak karşımıza çıkıyor.

İş İşten Geçmedi! | Kısa Öykü

Uç arkadaşım, yalnızlığına! Sersemlemiş görüyorum seni büyük adamların gürültüsünden ve sokulmuş, küçük adamların iğnelerinden. Yalnızlığın bittiği yerde başlar pazar yeri ve pazar yerinin başladığı yerde de büyük oyuncuların gürültüsü ve vızıldaması zehirli sineklerin. Ruha sahiptir oyuncu ancak ruhun vicdanına çok az. O, her zaman en çok başkalarına inandırdığı şeye inanır, en çok da kendisine…

Yitik İnsan | Kısa Öykü

Cesedin yumuşak bedenini çok yakınımda yüreğimde hissediyordum. Yeryüzünde kalan son insanlardan biriydi belki de, ya kendisini ölüme sürmüştü ya da bizden birisi onu bağlayıp denize atmıştı. Ne fark ederdi ki? İnsan ırkı bizi yaratmakla ölmüştü zaten.

Sanrı | Kısa Öykü

Korkunun Efendisi de tıpkı halkı gibi korkuyordu, en büyük korkularından birisi de cenazelerdi. Öldürdüğü insanların hayaletlerini görür gibi oluyordu cenaze törenlerinde. Genç yazarın cenazesi de kurallar gereği tam bir sessizlik içinde yapılacaktı. Korkunun Efendisi böyle buyurmuştu. Kalabalık olması istenmeyen bu törenlerin hızlıca sona erdirilmesi ve törende fısıltıyla dahi konuşan kimselerin tespit edilerek ihanetten yargılanır oluşu cenazelere olan katılımı da hayli azaltmıştı.

Fısıltıcılar | Kısa Öykü

Akışların tamamında sadece ve sadece iki isimden bahsedilir olmuştu; Fama ve Kader. Ölüm orucu insanlık tarihindeki en büyük olaylardan bile daha fazla ses getirmişti bu kez. Artık tüm dünya onları ve ölüm orucunu konuşur olmuştu... Kader, böyle vasiyet etmişti. Âşıklar sonsuz gökyüzü altında, masmavi sulara karışırken yeniden bir araya gelmişlerdi. Küllerin serin sularda dağılmasının ardından zaman durdu...

Vasiyet | Kısa Öykü

Tırnaklarımı mor renkle ojeleyip, dudaklarımı orospu kırmızısıyla boyayacağım. Boynumu ve sırtımı açıkta bırakan siyah elbisemi giyinip, topuklu ayakkabılarımla yürüyeceğim namusunuzun üzerinde. Ayıp bildiklerinizi fısıldayacağım durmadan. Beni rahat bırakın, cesedime dokunmayın. Rüya kapılarınızı sıkıca kilitleseniz de bırakmayacağım peşinizi.

Son Veba | Kısa Öykü

Kozmonotlar uzay aracına çıkan dar koridorlarda aileleriyle birlikte ilerliyorlardı. Bütün Dünya halkları, canlı yayın araçlarından akan görüntülerle onları izliyorlardı.

Yalnız Bir Ölüm | Kısa Öykü

Her şey bir anda başladı. Bu gece birkaç bira içip bilgisayar başında zaman öldürmek gibi süregelen bir plana sahiptim. Yalnızlıktan kıvrım kıvrım kıvrananlarınızın çok iyi bileceği gibi, dairemin kapısından girdiğim anda dünden, belki de önceki dünden, kalan bulaşıkların kokusu haricinde bir şey tarafından karşılanmadım.

Nadéa | Kısa Öykü

Nadéa’nın sesinde bulduğu huzuru bir daha hissedemeyecek olmasına içerlenen komutan derin bir kasvetle titredi ve ”Anladığıma emin değilim, beni de götür lütfen, yanına al…” demek istedi ama sözler boğazında düğümlendi.

Yalnız Bir Katil Öyküsü | (Kısa Öykü)

Son cinayetimin üzerinden beş yıl geçti. İşler eskisi gibi yürümüyor artık. Beş yıl önce ifadesi alınan yüz kadar kimseden sadece birisiydim. Bunca zaman geçmesine rağmen cinayetim aydınlatılamadı ancak bugün bile son işimin, basında en çok konuşulan konulardan bir tanesi olması gibi bir gururu taşıyorum benliğimde.

Çirkin Bir Ölüm | (Kısa Öykü)

Kapıya daha da yaklaştım. Kapıyı hafifçe tıklatacaktım ki… Koridor boyunca özenle serilmiş kırmızı renkli halının yumuşaklığına odaklandım. Richard Clayderman’ ın Mariage d’amour’ u çalıyordu şimdi beynimde. Anne karnında uyumakta olan bir bebeğin huzurunu veriyordu bu şarkı.

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑